Çocuk Endokrin
ENDOKRİN HASTALIKLAR
Güncel Makaleler
  • ŞİŞMAN ÇOCUK SAĞLIKLI DEĞİL
    Obezite günümüzde sadece yetişkinlerde değil, çocuklarda da sık görülen bir hastalık..
  • TÜRK DOKTRODAN ULUSLARARASI BAŞARI
    Avrupa Çocuk Endokrin Derneği'ne ilk defa bir Türk doktor başkan olarak seçildi.
  • KÜÇÜK YAŞTA YENİLEN HORMONLU GIDALARIN ETKİLERİ ÇOK DAHA FAZLA OLUYOR.
    Beslenme aliskanliklari basta olmak üzere, disaridan farkli ve vücuda zararli müdahaleler yapildiginda hormon sisteminin bozulabildigini belirtildi.
  • MODERN YAŞAM HASTALIK RİSKİNİ ARTTIRIYOR.
    Ergenliğe erken geçiş, diyabet, alerji, hatta tiroid kanseri çocuklarda giderek artan sıklıkta görülüyor.
  • TİROİD EKSİKLİĞİ ZEKA GERİLİĞİ NEDENİ
    Tiroid hormonu eksikliği bebeklerde zeka geriliğine neden olabiliyor.
  KİTAPLAR

Obezite


Obezite yani aşırı kilolu olma bir enerji dengesizliğidir.Alınan enerji ile harcanan enerji arasında bir dengesizlik vardır.Her ne kadar obezitenin çok az bir oranda sebebi endokrin veya genetik kaynaklı olabilirse de, obez hastalar hareketleri az olan ve özellikle kilo aldırıcı karbonhidrat ve yağdan zengin diyetle düzensiz beslenen hastalardır.

Annesi ve babası şişman olan çocuklarda onlar gibi mi olur?

Anne ve babası şişman olan çocukların şişman olma olasılığı normal kilolu anne ve babası olan çocuklara göre iki misli daha fazladır. Bunda genetik yatkınlığın yanında, ailenin yemek yeme ve yaşam tarzı etkindir.Eski ve yanlış inanış,kilolu çocuk sağlıklı çocuktur fikri,artık kesinlikle terk edilmelidir.

Ailede kilo problemi olan çocuklar için daha şişmanlamadan alınacak önlemler nelerdir?

Araştırmalar anne sütü ile beslenen çocuklarda mama alanlara göre obezitenin daha düşük olduğunu göstermektedir. Benzer bir bağlantı hamilelik döneminde annenin iyi beslenmesi ile ilgili de kuruluyor. Çocukların aşırı kilolu olmaya eğilimli oldukları dönem ,vücut yağ oranlarının artmaya başladığı 5,6 yaşlarıdır. Bu yaşlarda çocukların vücut kütle indeksi artmaya başlar ve bünyeleri daha fazla yağ dokusu depolamaya başlar. Bu dönemde düzenli beslenmenin sağlanması,cips, şekerli içecekler, mayonez,ketçap gibi kalorisi fazla yiyeceklerden uzak durulması gerekmektedir. Genetik kaynaklı şişman çocuklar hayatın ilk yıllarından itibaren şişmandırlar ve ailede de aşırı şişmanlık vardır.

Şişmanlık çocukluktan mı başlar?

Şişman bir kişi hangi yaşta olursa olsun mutlaka tedavi edilmelidir. Şişmanlık herhangi bir yaşta başlayabilir ancak ergenlik (adölesan) döneminde şişman olanların %70'i, eğer tedavi edilmezlerse erişkin yaşlarda da şişman olarak hayatlarını devam ettirirler.

Küçüklüğünde zayıf olan çocuklarda ileride obezite görülebilir mi?

Obezite bir aldığı enerji ile yaktığı arasındaki dengesizlik olduğu için, dengesiz beslenme ve aktivite azlığı durumlarında her yaşta, herkeste obezite gözlenebilir.

Kilolar inatçı olabilir mi? Bazı insanlar uğraştıkları halde niye kilo veremezler?

Genetik kaynaklı obezite çok az gözlenmektedir ve ailede de aşırı kilolular mevcuttur. Bunun dışında herhangi bir endokrin sorunu yoksa ve kişi hayatına diyet+eksersizi sokmuşsa mutlaka kilo verir ancak önce kendisinin kilo vermeye kararlı olması gerekir. Her obez önce bir endokrin muayeneden geçmeli ve tiroid +adrenal bezlerden kaynaklanan herhangi bir sorunu olmadığı saptanmalıdır.Eğer hormonsal bir sorun varsa bu sorun giderilmedikçe kilo vermek mümkün değildir.

Kilo vermeye çalışırken yapılan yanlışlar nelerdir?

Obezite bir hastalık olduğu için mutlaka hekim ve diyetisyen kontrolünde kilo vermeye çalışılmalıdır. Öncelikle kilo vermeye kararlı olmalı, endokrin ve genetik bir hastalığı olmadığı saptandıktan sonra uygun diyet + fizik aktivite ile kilo verilmelidir. Gazete ve dergi diyetlerini kontrolsüz uygulamak,özellikle gelişme çağında olan çocuk ve adölesanlar için çok tehlikelidir. Diyet yaparken öğün atlanmamalı ve az ve sık (6 öğün) beslenmeye dikkat edilmelidir.Uzun süren açlıklardan sonra yemek yenmesi insülin salgısını fazla arttıracağından daha tehlikeli olmaktadır.

Su içsem yarıyor diyenler doğrumu söylüyor?

Metabolizmanın yavaş olduğu bazı hastalıklar söz konusudur,en önemlisi hipotiroididir.Guatrla birlikte olabilir veya guatrsız gözlenebilir.Eğer hipotiroidiye bağlı obezite mevcutsa bu hastalık tedavi edilmeden hasta ne kadar diyet yaparsa yapsın kilo veremez. Enerji alımının fazlalığına bağlı obezler genellikle hareketsiz insanlar olduklarından,bu kişilerin kilo vermesi zordur.Unutulmamalıdır ki obezite tedavisinde sadece diyet değil ilaveten fiziki aktivite artımı şarttır.

İnsülinin şişmanlıkta oynadığı rol nedir? İnsülin dengesizliği olan insanlar kilo almamak için ne yapmalı?

İnsülin kandaki glukoz seviyesini düzenleyen hormondur.Glukoz besinlerden alınarak kana karışan basit bir şekerdir.Kandan hücreler kanalıyla alınarak vücut tarafından enerji olarak kullanılır.Kandaki glukoz seviyesinin yükselmesi, pankreastaki bazı özel hücrelerin insülin salgılamasını sağlar. İnsülin kandaki glukozu çeşitli dokulara taşıyan ve kan şekerinin düşmesine neden olan bir ulak gibi işlev görür. Hücreler insülinin mesajına duyarsız olduğundaki duruma insülin direnci diyoruz. Bu duruma obezlerde sık rastlanır ve diyabet veya metabolik sendrom gibi komplikasyonlara yol açabilir. İnsülin direnci olanlarda komplikasyonların gidişatı, beslenmeye ve fizik faaliyetlere özel dikkat göstererek yavaşlatılabilir ya da geri döndürülebilir.Beslenmeye ve fizik faaliyetlere özel dikkat gösterilerek hastalık riskleri azaltılır, vücut ağırlığının % 5-10'nun kaybedilmesi bile fark yaratabilir. Bazı durumlarda hekim tarafından uygun görülürse ilaç desteği de söz konusu olabilir. Çocuklar için daha iyi ve etkili bir strateji söz konusu:önleme. Ebeveynler çocukları doğru besleyerek ve onlara fiziksel faaliyet fırsatları vererek çocuklarının, sağlık sorunlarının üst üste eklendiği bu tehlikeli yolculuğa hiç çıkmamalarını sağlayabilirler.

İnatçı kilolardan kurtulmak için nasıl bir reçete uygulamalı,önerileriniz nelerdir?Zayıflatan ipuçları verebilir misiniz?

İnatçı kilolardan şikayet edenlerde hormonsal veya genetik bir sorun olmadığı saptanmalıdır. Eğer varsa bu yönde tedaviye geçilir. Ancak böyle hastaların oranı çok düşüktür. İnatçı kilodan şikayet edenler genellikle hareket azlığı veya uygun olmayan diyetle beslenen kişilerdir. Günde en az bir saat hızlı hızlı yürüme,hafif koşu,ip atlama,merdiven inip çıkma gibi hafif,orta egzersiz öneriyoruz. Bunun dışında istedikleri sporları da yapabilirler. Öğün atlamamaları gerekir. Az ve sık yani 6 öğün beslenmeliler. Midede devamlı tokluk hissi olmalı ve öğün miktarlarını azaltarak mide hacmini küçültmeliler. Evde salatalık,marul gibi yeşillikler olmalı ve acıktıkça kalori değerleri çok düşük olan bu besinler tüketilmelidir.Televizyon karşısında geçirilen zaman azaltılmalıdır. Bu durum televizyon+yiyecek özellikle de kilo aldırıcı cips,kuruyemiş,şekerli yiyecekler şeklinde gözlenmektedir. Amerikan Pediatri Akademisi ,ebeveynlerin çocuk ve gençlerin televizyon ve video seyretme süresini günde en çok iki saatle sınırlamasını tavsiye etti. Bu süre doğrudan eğitim amaçlı olmamak kaydıyla internet başında geçirilen süreyi de kapsamalıdır. İngiltere de televizyonun en sık seyredildiği primetime'da özendirici ve kilo aldırıcı besin reklamları konmamaktadır.

Porsiyon büyüklüğü genişleyen bel ölçümüzün ölçümüzün sorumlularından bir başkası. Günümüzde yiyecekler nispeten ucuz olduğundan restoranlar daha yüksek fiyat etiketi koymadan daha büyük porsiyonlar da sunabiliyorlar.Bizlerde paramızın karşılığını almamız gerektiğini düşünüyoruz. 1950'lerde gazozlar 24 mil'lik şişelerde iken şimdi 33,50 mil'lik şişe veya bardaklarda sunuluyor.Büyük şişe veya kutulu içecekler sırf şekerden 500 kalori sağlayabilir.

Günümüzde pek çok anne ve baba çalışıyor.Bebek ve çocukların yuva ve okulda ,ebeveyn kontrolü olmadan vakit geçirmeleri söz konusu oluyor. Yuva ve okul yemekleri mutlaka kontrol edilmeli ve okul kantinlerinin fast food yönünden takipleri yapılmalı. Okullarda beden eğitimi faaliyet ve dersleri özendirilmeli.

Türkiye için şişmanlık tehdit haline geldi diyebilir miyiz?

Evet. Eskiden zengin toplumların sorunu olan şişmanlık artık gelişmekte olan toplumlarında sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Yurdumuzda da gerek çocukluk gerekse erişkin döneminde şişmanlık artık toplum sağlığını tehdit eden ve mutlaka önlem alınması gereken bir hastalık. İlaçlar,işgücü kaybı,tedavi masraflarını da düşünürseniz hem kişisel hem de ülke ekonomisi için büyük bir olumsuz etken.

Şişmanlığı hastalık olarak tanımlayabilir miyiz?

Sadece fiziksel değil, psikolojik olarak da bireyleri olumsuz yönde etkilediği ve de tip 2 diyabet,kalp rahatsızlıkları,hipertansiyon,kan lipit tablosu bozukluklarına yol açtığı için toplum sağlığını tehdit eden önemli bir hastalık olarak tanımlayabiliriz.

Şişmanlıkla bağlantılı hastalıklar?Kilolu kişileri zayıflatarak hangi sağlık risklerinden uzaklaşılabilir?

Sıklıkla erişkinlerde görülen ancak son zamanlarda çocuklarda da artma eğilimi gösteren tip 2 diyabet, yüksek tansiyon,yüksek kolesterol,kalp rahatsızlıkları ve de bunlara bağlı olarak felç ya da böbrek bozukluklarına rastlanılabilir. Obezlik+insülin direnci ya da diyabet+yüksek kolesterol +yüksek tansiyona Metabolik sendrom ya da sendrom X diyoruz. Zayıflamak suretiyle bütün bu sağlık risklerinden uzaklaşabilirler.

Obezite sağlık harcamalarını tetikleyebiliyor mu?

Obezite yalnız gelişmiş ülkelerin değil, gelişmekte olan ülkelerin de en önemli sağlık sorunu. Birçok sağlık problemini beraberinde getiren obezite nedeniyle her sene milyarlarca dolarlık sağlık harcaması yapılmaktadır. Sadece Amerika Birleşik Devletleri'nde yılda 100 milyar dolar obezite için harcanmaktadır.

Obezite, genetik ve çevresel etkileşimleri olan, ciddi ve kronik bir hastalık. Vücutta fazla miktarda yağ dokusunun olması sebebiyle gelişen obezite, çok sayıda faktöre bağlı ve tıbbi tedavi gerektirmektedir. Sadece erişkinlerde değil, çocuklarda da önemli ve tanı konulduğu anda tedavi edilmesi gereken bir hastalık. Ülkemizde son okul çalışmaları obezite oranının giderek arttığını ve %10-15 aralığında gözlendiğini ortaya koymaktadır. Obezitenin getirdiği sağlık harcamaları hem direkt olarak obezitenin önlenmesi ile ilgili sağlık harcamalarını; hem de obezite nedeniyle oluşan kalp, ortopedik, böbrek, mide-barsak sistemi gibi değişik organlarda oluşan hasarların giderilmesi için yapılan dolaylı sağlık harcamalarını kapsamaktadır. Acıbadem Kadıköy Hastanesi Çocuk Endokrinoloji, Büyüme ve Ergenlik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Atilla Büyükgebiz, "Direkt sağlık harcamaları obezite tanısı, tedavisi ve önlenmesi için yapılan çalışmaları içermektedir. Dolaylı sağlık harcamaları ise değişik organlarda meydana gelen hasarların tanısı ve medikal ve cerrahi tedavileri için yapılan harcamalardır." diyerek obezitenin yarattığı sağlık harcamalarıyla ilgili olarak ilginç rakamlar sunmaktadır:
  • ABD'de obezitenin ulusal sağlık harcamalarındaki yeri % 9.1 oranındadır. 1998 yılında obezite için harcanan miktar 78.5 milyar dolarken, 2002 yılında 92.6 milyar dolara yükselmiş. 2006 yılı için 117 milyar doların üstünde bir harcama öngörülmektedir.
  • Türkiye'de 2005 yılında devlet ve özel sektörde 60 trilyon harcanmış. 2006 yılının ilk 8 ayında devlet harcamalarının tutarı 22 trilyon lira.
Obezite her yıl artıyor.

Obez insanların ülkesi olarak bilinen Amerika'da on kişiden altısı fazla kilolu; bunlardan üçte biri de fazla kilolu sınırını da geçip obez sınıfına girmektedir. Obeziteden kaynaklanan birçok hastalık var. Diyabet, hipertansiyon, damar sertliği ve kanser yılda 100 bin kişinin ölümüne neden olurken, Amerikan sağlık sektöründe de yılda nerdeyse 100 milyar dolar gibi bir maliyet oluşturmaktadır. ABD'de sağlıkta bakım ve tedavi finansal yönetim cemiyetinin yaptığı araştırma; 1987'den 2002 yılında kadar yapılan harcamalarının %20 arttığını ortaya koymaktadır. Acıbadem Diyabet Merkezleri Uzman Dr. Yaser Süleymanoğlu, "Bu yeni araştırmada harcamalarının obezite sıklığının artmasına bağlı olduğunu vurgulamaktadır." diyerek sözlerini şöyle sürdürmektedir: "Obezite; 87 yılından itibaren 2 kat artmıştır. 87 yılında obeziteye harcanan maliyet %9,4'den yükselerek %25'i aşmıştır. Aynı zamanda araştırmada ruh sağlığı harcamalarında %11 artış gözlenmektedir. Araştırmacılar psikolojik sorunların obezite ve diyabetten ötürü oluşan depresyon vakalarının yaygınlaşmasının sonucu olabileceğini savunmaktadır. Ülkemizde de son zamanlarda; ABD kadar olmasa da bizde de yaşam koşulları insanları dengesiz beslenmeye ve hareketsiz yaşama zorlamaktadır. Çocukluk çağından itibaren dengeli beslenme ve aktivitenin hakim olduğu bir yaşam tarzı ile obezitenin önlenmesi hem aile hem de ulusal ekonomiye büyük destek olacaktır."

 

Web Tasarım & SEO by : NETHİZMET